1 Kasım 2007 Perşembe

Dünyanın en büyük minyatür parkı, Miniatürk..

Türkiye'yi yarım günde nasıl mı gezebiliriz? Tabii ki Miniatürk'e giderek..
Buraya gelmekle ne kadar akıllıca birşey yapmışız meğer. Bazı maketlerin gerçeklerini imkanım olsa da göremeyecektim, çünkü çoktaaan yeryüzünden silindiler. Gerçeklerini gördüm diyelim, sağından solundan bakabilecektim belki ama bir helikopterle gezi lüksüm olmadığı için üstten panaromayı hep kaçıracaktım. Yapıyı hep bir duvar, bir kapı ile görebilecek ama bir bütün olarak bu kadar yakından göremeyecektim. Hem de bu kadar kısa sürede giriş biletimi bir makinayı sokup kısa rehberlik bilgilerini sesli olarak dinleyemeyecektim.
Bu gerekçeler, Miniatürk'ü herkesin mutlaka görmesi için yeterli değil mi?
Buradaki eserleri teker teker resimleriyle gösterip, bilgi vermek başlı başına bir blog olur zaten. Eserlerin hepsi mimari olarak gerçeklerinin tıpatıp aynısı değil ama ince detayların bile çoğunda es geçilmediği, özenle aslına sadık kalınmaya çalışıldığı belli.
Miniatürk'ün kurulmasına fikir babalığı yapan Cengiz Özdemir, Hollanda'ya bir işçi ailesinin çocuğu olarak gitmiş ve orada bulunduğu yıllarda diplomasiye de ilk adımını atmış. Dünyaca tanınan Holanda'nın Madurodam (Minyatür Hollanda) bahçesini gördükten sonra Türkiye'ye de bir benzerini yapma fikri doğmuş.

Artemis Tapınağı (İzmir - Efes)
Meryem Ana (St Mary) Kilisesi (İzmir - Efes)

Ecyad Kalesi (Medine)

Sizce resimlerdeki eserlerin ortak tarafı var mı?
Evet var... ???



Hiç yorum yok: